İsrailli Aktivistler, Netanyahu Hükümetini Araplardan Nefret Etmekle Suçluyor

TEL TURGUT ALP BOYRAZ/ENES CANLI – Filistin’in işgaline ve Gazze’nin bombalanmasına karşı çıkan bazı İsrailli insan hakları aktivistleri, Binyamin Netanyahu hükümetini “Araplardan nefret etmekle ve bu nefreti iktidarını sürdürmek için kullanmakla” suçluyor.

İsrail güçlerinin Gazze Şeridi’ne yönelik saldırıları bir ayını doldururken, binlerce sivilin katledilmesine dünyadan tepkiler büyüyor. Sayıları az da olsa İsrail içerisinde de bu katliama karşı çıkarak hükümetin Filistinlilere yönelik politikalarını eleştirenler var.

Bunlardan biri de Tel Aviv’de AA mikrofonuna konuşan 59 yaşındaki Ben Sion Eşo isimli İsrailli insan hakları aktivisti.

İsrail hükümetinin “mantık ya da sevgiyle” değil nefretle hareket ettiğini dile getiren Eşo, “Netanyahu hükümeti Araplardan nefret ediyor ve bu nefreti hayatta (iktidarda) kalmak için kullanıyor.” dedi.

İsrail’de 1980’lerde Başbakan olarak görev yapan Golda Meir’in, “Araplar bizden nefret etmektense çocuklarını sevmeyi öğrendiğinde barış gelecek.” yönündeki sözlerini hatırlatan Eşo, şimdi ise durumun tam tersine döndüğü görüşünü savundu.

Eşo, şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi İsrail bir dönüm noktasında. Arapları öldürmeyi ilk öncelik ve çocuklarını (Gazze’deki rehineleri) aramayı ikinci öncelik yaptılar. İğrenç bir şey ki İsrail aynaya bakıp bunu göremiyor. Ben gerçekten şok olmuş ve utanmış bir haldeyim bu durumdan dolayı.”

“Netanyahu derhal istifa etmeli”

Netanyahu’yu “aptal”, “çılgın” ve “müsrif” şeklinde tanımlayan ve yıllarca kendisini “İsrail’in koruyucusu” olarak sunduğunu hatırlatan Eşo, 7 Ekim’de Hamas’ın İsrail’e düzenlediği saldırının, Netanyahu’nun bunda da başarısız olduğunu gösterdiğini dile getirdi.

Aktivist Eşo, “Ben eğer başbakan olsaydım, vatandaşlara başarısız olduğumuzu ve bunun benim sorumluluğum olduğunu söyleyerek anahtarları bırakıp eve giderdim.” diye konuştu.

İsrail’in Hamas veya Hizbullah’tan daha güçlü olduğunu kaydeden Eşo, bununla birlikte ülkesinin önceliğinin Gazze’deki İsrailli rehineleri geri getirmek olması gerektiğini belirtti.

Eşo’ya göre savaş devam ederse İsrailli rehinelerin yüzde 90’ını öldürmeden onları Gazze’den çıkarmak mümkün değil.

“Hamas’ın saldırmaktan başka çaresi yoktu”

İsrailli kadın aktivist Bareket Chief Keren de Tel Aviv de her hafta sonu düzenlenen Netanyahu karşıtı gösterilere düzenli olarak katılan isimlerden biri.

Gazze’ye 2006 yılından beri uygulanan ablukayı hatırlatan Keren, şunları söyledi:

“(7 Ekim’de 1400’den fazla İsraillinin ölümüyle sonuçlanan saldırı) Hamas ablukayı kaldırmak ve İsrail’i müzakere masasına getirmek için bunu yaptı. Başka seçenekleri yoktu.

Çünkü şimdiye kadar kimse onlar için bir şey yapmadı.İnsanların Hamas’ı tanımladığı birçok şekle rağmen onlar özgürlük savaşçılarıdır. Benim hissettiğim bu.”

Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği saldırının “korkunç” olduğunu ve buna karşı çıktığını ifade eden İtay Hobold ise “(Hamas’ın saldırısında) Sevdiklerini kaybeden dostlarım var. Dehşet vericiydi, geceleri uyuyamıyorum bile.” ifadelerini kullandı.

Nereli oldukları, etnik kimlikleri ve dinleri fark etmeksizin tüm insanların iyi bir hayat sürmelerini istediğini kaydeden İtay, “Hepimiz insanca yaşamayı hakediyoruz ve dünyada hiçbir halk işgal altında yaşamamalı.” görüşünü dile getirdi.

“İsrail’in masum bebekleri öldürmesi kalbimi kırıyor”

Bununla birlikte İsrail’in Gazze’de yaptığı katlima karşı olduğunu vurgulayan İtay, sözlerine şöyle devam etti:

“İsrail hava kuvvetleri ve ordusunun Gazze’de yaptıkları, masum çocukları, bebekleri, yaşlı insanlar ve kadınları öldürmek. Bu kalbimi kırıyor. Filistinli, İsrailli, Tibetli, fark etmez, kimse bu şekilde yaşamamalı.

Böyle devam edersek, bu, daha fazla şiddet ve nefrete yol açacak. Bu durumdan tek çıkış yolu durmak (saldırıları durdurmak). Önce (Gazze’deki İsrailli) rehineler geri getirilmeli.”

İtay, birçok Filistinlinin de herkes gibi çalışmak, iyi bir hayat sürmek, çocuklarının eğitim almasını sağlamak ve bunla birlikte “diğer bir temel şey olan özgürlük” istediğini aktararak, “Özgürlük olmadığı sürece, hiçbir terimin (ifadenin) gerekçesi yok. 56 yıllık işgali, büyük resmi görmezseniz bunu gözden kaçırmanız mümkün. Benim mesajım çok basit; herkes için barış, herkes için özgürlük, işgal sona ermeli.” diye konuştu.

Kendisi gibi düşünen İsraillilerin toplumdaki karşılığının ne olduğu yönündeki soruya ise İtay, şöyle cevap verdi:

“Bana göre birçok İsrailli doğru yöne, benimle aynı fikre doğru yöneliyor. İnanıyorum ki bu kitle eskiden olduğu gibi küçük bir azınlık değil, büyüdü ama yine de maalesef toplum içerisindeki oranı hala küçük.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir